Çocuklarda Duyusal Hassasiyet: Ses, Dokunma ve Hareket
Etikete takılan, saç kesiminde ağlayan ya da durmadan zıplayan çocuk: Duyusal aşırı tepki, az tepki ve arayış örüntülerini, evde neler yapabileceğinizi ve ergoterapinin rolünü anlatıyoruz.
Terapiler
Değerlendirme ve Testler
Eğitim ve Aile Desteği
Tüm hizmetlerGelişim ve Duyusal
Çocuğunuz yalnız birkaç yiyecek mi kabul ediyor? Olağan seçicilik ile beslenme problemini ayıran işaretleri, sofradaki baskının etkisini ve SOS Beslenme Yaklaşımı'nın nasıl çalıştığını anlatıyoruz.

Kısaca
Seçici yeme, çocuğun yeni ya da belirli besinleri reddettiği ve çoğunlukla yaklaşık 2–6 yaş arasında görülen olağan bir gelişim dönemidir. Kabul edilen besin sayısı çok azsa, bütün bir doku ya da besin grubu reddediliyorsa, kilo alımı etkileniyorsa veya sık öğürme yaşanıyorsa bu durum bir beslenme problemine işaret edebilir ve değerlendirilmelidir.
Seçici yeme, çocuğun yeni ya da belirli besinleri reddettiği, alışık olduğu az sayıda yiyeceği tercih ettiği ve çoğu çocukta geçici olan bir gelişim dönemidir. Özellikle yaklaşık 2–6 yaş arasında yeni besinlere karşı temkinli olmak, yani besin neofobisi, olağan kabul edilir.
Seçici yemenin arkasında çoğunlukla şu olağan nedenler vardır:
Çocuğunuz seçici yiyorsa bu, sizin yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmez. Önemli olan, olağan seçicilik ile destek gerektiren bir beslenme problemini birbirinden ayırt edebilmektir.
Olağan seçicilikte çocuğun kabul ettiği besin yelpazesi dar olsa da yeterlidir ve zamanla genişler; beslenme probleminde ise yelpaze çok dardır, zamanla daralır ve yeni besinlerle karşılaşmak çocukta yoğun sıkıntı yaratır. SOS Beslenme Yaklaşımı'nın ebeveynlere yol göstermek için kullandığı ayrımda sık anılan ölçütler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir.
| Özellik | Seçici yiyen çocuk | Beslenme problemi olabilecek çocuk |
|---|---|---|
| Kabul edilen besin sayısı | Genellikle 30 ya da daha fazla | Genellikle 20'den az |
| Bıkıp bırakılan besinler | Bir süre ara verildiğinde yeniden kabul edilir | Bırakılan besin geri gelmez, liste giderek daralır |
| Tabakta yeni bir besin | Tolere eder; dokunabilir, hatta tadabilir | Ağlama, öğürme, sofradan kalkma gibi yoğun tepkiler verir |
| Doku ve besin grupları | Çoğu doku ve gruptan en az birkaç besin yer | Bütün bir doku ya da besin grubunu reddeder |
| Aile sofrası | Aynı sofrada, çoğu zaman benzer yemeklerden yer | Çoğunlukla ayrı yemek hazırlanır, bazen ayrı yer |
| Yeni besin öğrenme | Tekrarlı ve baskısız karşılaşmalarla zamanla kabul eder | Çok daha uzun sürer, çoğunlukla uzman desteği gerekir |
Bu ölçütler bir yol haritasıdır, tanı aracı değildir. Çocuğunuz iki sütunun arasında bir yerde de olabilir; sağ sütundaki özelliklerden birkaçını tanıyorsanız bir uzmanla görüşmeniz yararlı olur.
Kilo alamama, sık öğürme ya da kusma, çiğneme ve yutma güçlüğü ile besin çeşitliliğinin giderek daralması, seçici yemenin ötesine geçen ve değerlendirme gerektiren kırmızı bayraklardır. Aşağıdaki durumlardan herhangi biri varsa önce çocuk doktorunuzla görüşmenizi öneririz:
Kilo, boy ve büyümeyle ilgili her endişede ilk adres çocuk doktorunuzdur. Tıbbi nedenler değerlendirildikten sonra beslenme terapisi gibi destekler planlanabilir.
Sofradaki baskı çoğu zaman ters etki yapar: Çocuğun kaygısını ve kaçınmasını artırır, yemekle ilgili olumsuz deneyimleri pekiştirir ve sofrayı bir güç mücadelesine çevirir. Kaygılı bir çocuğun iştahı da azalır; bu yüzden “bir kaşık daha” ısrarı çoğunlukla daha az yemeyle sonuçlanır.
İyi niyetle yapılan ama çoğu zaman işe yaramayan uygulamalar şunlardır:
Daha yararlı bir çerçeve, sofradaki sorumlulukları paylaşmaktır: Ne zaman, nerede ve ne sunulacağına ebeveyn karar verir; sunulanlardan yiyip yememeye ve ne kadar yiyeceğine çocuk karar verir. Bu paylaşım, çocuğun kendi açlık ve tokluk sinyallerine güvenmesini ve sofrada kendini güvende hissetmesini destekler. Yemek sırasında ekran kullanımıyla ilgili genel önerileri ekran süresi yazımızda bulabilirsiniz.
Evde en etkili destek; düzenli öğün saatleri, baskısız bir sofra ortamı ve yeni besinlerle sık ama küçük, keyifli karşılaşmalardır. Aşağıdaki adımlar çoğu aile için iyi bir başlangıçtır:
Bu öneriler bir diyet listesi ya da menü değildir. Çocuğunuzun hangi besinleri ne miktarda tüketmesi gerektiği konusunda çocuk doktorunuzun ve gerekirse bir diyetisyenin önerilerine uyun.
SOS Beslenme Yaklaşımı (Sequential Oral Sensory, yani sıralı oral duyusal yaklaşım), beslenme problemi yaşayan çocukların yeni besinleri baskı olmadan, küçük basamaklarla ve oyun içinde öğrenmesini hedefleyen bir beslenme terapisi modelidir. Dr. Kay Toomey tarafından geliştirilen yaklaşım; çocuğun duyusal, motor, oral motor, öğrenme ve gelişim ihtiyaçlarını birlikte ele alır.
SOS'ta yemek yemek tek bir beceri olarak değil, bir basamaklar dizisi olarak görülür. Çocuk önce besinin aynı ortamda bulunmasına alışır, sonra onunla etkileşir (servis etmek, karıştırmak gibi), ardından koklar, eliyle ve ağız çevresiyle dokunur, tadar ve en sonunda yer. Çocuk hangi basamaktaysa oradan başlanır; amaç, onu hazır olmadığı bir adıma zorlamadan bir sonrakine taşımaktır.
Merkezimizde beslenme terapisi, SOS Beslenme Yaklaşımı eğitimiyle beslenme terapisti unvanını alan Ergoterapist Ayşegül Gitmez tarafından yürütülür. Ayşegül Gitmez; besin seçiciliği, besin reddi ve çiğneme güçlüğü gibi beslenme problemleri yaşayan 0–18 yaş arası çocuk ve gençlerle çalışmaktadır. Beslenme terapisi bir diyet programı değildir; menü ya da besin listesi hazırlamaz, çocuğun yeme becerilerini ve yemekle ilişkisini destekler. Aileler sürecin aktif bir parçasıdır; seanslarda öğrenilenler evde sofraya taşınır.
Yemek yemek, aynı anda pek çok duyunun ve ağız kaslarının birlikte çalışmasını gerektiren karmaşık bir beceridir; bu nedenle duyusal hassasiyet ya da oral motor (ağız çevresi kas) becerilerindeki zorluklar seçiciliği belirgin biçimde artırabilir. Örneğin ağız içi dokunmaya hassas bir çocuk karışık kıvamlı yemeklerden ya da topaklı yoğurttan kaçınabilir. Çiğneme becerisi yeterince gelişmemiş bir çocuk ise eti, çiğ sebzeyi ya da kabuklu meyveleri reddedebilir; çünkü bunlar onun için gerçekten zordur.
Bu çocuklar çoğunlukla kolayca eriyen, çıtır ve tek tip dokulu yiyecekleri tercih eder. Dışarıdan “nazlılık” gibi görünen bu tercih, çoğu zaman çocuğun güvenle başa çıkabildiği dokulara yönelmesidir. Ergoterapi değerlendirmesi, seçiciliğin arkasında duyusal ya da oral motor bir zorluk olup olmadığını anlamaya yardımcı olur. Duyusal tepkilerin günlük hayattaki diğer görünümlerini çocuklarda duyusal hassasiyet yazımızda anlattık.
Çocuk doktoruyla iş birliği önemlidir; çünkü beslenme problemlerinin arkasında reflü, alerji, kabızlık ya da diş sorunları gibi tıbbi nedenler olabilir ve büyümenin güvenle izlenmesi hekim takibini gerektirir. Beslenme terapisi tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz, onunla birlikte yürür.
Bu iş birliğinde görev paylaşımı genellikle şöyledir:
Merkezimizde gerektiğinde çocuk ve ergen psikiyatrisi ile beslenme terapisi aynı çatı altında birlikte çalışır; ailenin onayıyla, çocuğu takip eden hekimle iletişim kurulabilir.
Çocuğunuzun kabul ettiği besin sayısı çok azsa, liste giderek daralıyorsa, öğünler her gün çatışmayla geçiyorsa ya da yukarıdaki kırmızı bayraklardan biri varsa bir uzmanla görüşmenin zamanı gelmiş demektir. Kilo ve büyümeyle ilgili endişelerde önce çocuk doktorunuza başvurun; tıbbi değerlendirmenin ardından beslenme terapisi planlanabilir.
Bakırköy'deki Alfa Mind Çocuk ve Aile Danışmanlık'ta süreç bir ilk görüşmeyle başlar. Çocuğunuzun beslenme öyküsünü, sofradaki deneyimlerinizi ve kabul ettiği besinleri birlikte ele alır, gerekirse duyusal ve oral motor değerlendirme yaparız. Ardından bireyselleştirilmiş bir plan hazırlanır ve ilerleme düzenli olarak takip edilir. Seans sıklığı ve süresi ilk değerlendirmede, çocuğun ihtiyacına göre planlanır. Görüşmeye gelmeden önce birkaç günlük bir yemek günlüğü tutmanız değerlendirmeyi kolaylaştırır; diğer hazırlık önerileri için ilk görüşmeye hazırlık yazımıza bakabilirsiniz.
Seçici yiyen çocukların çoğu acıktığında tabağındakilerden bir şeyler yer; ancak beslenme problemi olan bazı çocuklar kabul etmediği bir besini yemek yerine aç kalmayı seçebilir. Bu nedenle aç bırakmak bir yöntem olarak önerilmez. Düzenli öğün saatleri ve her tabakta güvenli bir besin bulundurmak daha sağlıklı bir yaklaşımdır.
Sebzeyi fark ettirmeden yemeğe karıştırmak kısa vadede besin alımını artırabilir, ama çocuğa o besini tanıma ve kabul etme fırsatı vermez. Çocuk gizlenen besini fark ederse sevdiği yemeğe duyduğu güven de azalabilir. Besini görünür biçimde, küçük miktarlarda ve baskısız sunmak uzun vadede daha yararlıdır.
Seçici yeme çoğu çocukta okul çağına doğru azalır ve besin çeşitliliği yavaş yavaş artar. Ancak bu süre çocuktan çocuğa değişir ve her çocuk aynı hızda ilerlemez. Kabul edilen besinler zamanla artmak yerine azalıyorsa bir uzmana danışmanız önerilir.
Beslenme terapisi, çocuğun yeni besinleri kabul etme, çiğneme ve sofraya katılım becerilerini destekleyen bir terapi sürecidir. Diyetisyen ise besin içeriği, miktar ve beslenme yeterliliği üzerine planlama yapar. İki alan birbirini tamamlar ve gerektiğinde çocuk doktorunun yönlendirmesiyle birlikte yürütülür.
Ödülle yedirme kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de çocuğun yemeği bir görev olarak algılamasına ve ödül olarak verilen tatlıları daha değerli görmesine yol açabilir. Daha sürdürülebilir bir değişim, çocuğun besinle baskısız ve keyifli deneyimler yaşamasıyla gelir. Küçük adımları sözle fark etmek ve takdir etmek ödülden daha yararlıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ya da tedavi önerisi değildir. Çocuğunuzla ilgili kaygılarınızı bir uzmanla görüşün. Acil durumlarda 112'yi arayın.
Kaygınızı kısaca anlatın; ihtiyacı birlikte değerlendirip size ve çocuğunuza uygun uzmanı, uygun zamanı planlayalım.