Beslenme terapisi, yemek seçen, yeni besinleri reddeden ya da çiğnemekte zorlanan çocukların yemekle ilişkisini baskı kurmadan, adım adım geliştirmeyi amaçlar. Merkezimizde SOS Beslenme Yaklaşımı temel alınır; menü ya da diyet listesi verilmez.
Beslenme terapisi, besin seçiciliği, besin reddi ve çiğneme güçlüğü gibi yeme sorunları yaşayan çocukların yemekle ilişkisini duyusal, motor ve davranışsal açıdan destekleyen bir müdahale sürecidir. Alfa Mind'da SOS Beslenme Yaklaşımı ile çocuk zorlanmadan tolerans, etkileşim, koklama, dokunma, tatma ve yeme basamaklarında ilerler. Bu bir diyetisyen hizmeti değildir; menü ya da diyet listesi verilmez.
Son güncelleme: 11 Ekim 2026Alfa Mind Çocuk ve Aile Danışmanlık
Kimler için?
Yalnız birkaç besini kabul eden çocuklar
Yeni besin görünce ağlayan, öğüren ya da kaçanlar
Belirli dokulardaki besinleri hiç yemeyen çocuklar
Beslenme terapisi, besin seçiciliği, besin reddi ve çiğneme güçlüğü gibi yeme sorunları yaşayan çocukların yemekle kurduğu ilişkiyi duyusal, motor ve davranışsal açılardan destekleyen bir müdahale sürecidir. Yemek yemek dışarıdan basit görünse de çiğneme ve yutma becerilerini, tüm duyuları, beden duruşunu ve güvende hissetmeyi aynı anda gerektiren karmaşık bir beceridir.
Merkezimizde beslenme terapisini, 2023 yılında SOS Beslenme Yaklaşımı (SOS Approach to Feeding) eğitimini tamamlayarak beslenme terapisti unvanını alan ergoterapistimiz Ayşegül Gitmez yürütür. Ayşegül Gitmez, besin seçiciliği, besin reddi ve çiğneme güçlüğü gibi beslenme problemleri yaşayan 0–18 yaş aralığındaki bireylerle çalışır; oral motor becerilerin (ağız, dil ve çene hareketlerinin) geliştirilmesi de çalışma alanları arasındadır.
Önemli bir not: Beslenme terapisi bir diyetisyen hizmeti değildir. Merkezimizde menü, diyet listesi ya da kalori hesabı verilmez. Çocuğunuzun beslenme içeriğiyle ya da besin ögesi ihtiyacıyla ilgili bir sorunuz varsa çocuk doktorunuzla veya bir diyetisyenle görüşmenizi öneririz.
Seçici yiyen çocuk ile beslenme problemi arasındaki fark nedir?
Seçici yiyen çocuk, kabul ettiği besin yelpazesi daralmış olsa da büyümesini ve günlük yaşamını sürdürebilen çocuktur; beslenme problemi ise seçiciliğin büyümeyi, sağlığı ya da aile yaşamını belirgin biçimde etkileyecek düzeye ulaşmasıdır. Okul öncesi dönemde birçok çocuk bir süre yemek seçer ve bu çoğu zaman gelişimin olağan bir parçasıdır. SOS yaklaşımında kullanılan ayrım, aradaki farkı görmenize yardım edebilir:
Özellik
Seçici yiyen çocuk
Beslenme problemi olabilecek durum
Kabul edilen besin sayısı
Sınırlı ama görece geniş; genellikle 30 ve üzeri besin
Çok dar; çoğu zaman 20'nin altında besin
Bıkılıp bırakılan besinler
Bir süre ara verildiğinde genellikle yeniden kabul edilir
Çoğu zaman yeniden kabul edilmez, liste giderek daralır
Tabakta yeni bir besin
Tolere eder, bazen dokunur ya da tadar
Ağlama, öğürme, masadan kalkma gibi yoğun tepkiler
Besin grupları ve dokular
Çoğu gruptan en az bir besin yer
Bütün bir doku ya da besin grubunu reddeder
Yeni besin öğrenme
Tekrarlı denemelerle zamanla kabul eder
Çok sayıda küçük adıma ve desteğe ihtiyaç duyar
Aile yaşamına etkisi
Zaman zaman gerginlik
Öğünler sürekli bir mücadeleye dönüşür
Bu tablo bir tanı aracı değildir; yalnızca hangi durumlarda daha ayrıntılı bir değerlendirmeye ihtiyaç olabileceğini gösterir. Olağan seçicilik dönemi hakkında daha fazla bilgi için seçici yeme yazımızı okuyabilirsiniz.
SOS Beslenme Yaklaşımı nasıl işler?
SOS Beslenme Yaklaşımı, çocuğun yeni besinlerle güvenli ve baskısız biçimde, küçük adımlarla tanışmasını sağlayan oyun temelli bir yöntemdir. SOS, İngilizce “Sequential Oral Sensory” (sıralı oral-duyusal) ifadesinin kısaltmasıdır ve yaklaşım psikolog Dr. Kay Toomey tarafından geliştirilmiştir. Yöntem yemeyi duyusal, oral motor, öğrenme, beslenme ve tıbbi yönleriyle bir bütün olarak ele alır.
Yaklaşımın temelinde, çocuğun bir besini yiyebilmeden önce onu görmeye, ona dokunmaya ve kokusuna alışması gerektiği fikri yatar. Basamaklar sırasıyla şöyledir:
Tolerans: Çocuk yeni besinin aynı odada, masada ve tabağının yakınında bulunmasına alışır.
Etkileşim: Besini kaşıkla karıştırır, servis eder, bir kaptan diğerine aktarır.
Koklama: Besinin kokusunu fark eder ve tolere eder.
Dokunma: Önce parmak uçlarıyla, sonra eliyle dokunur; ardından besini yüzüne ve dudaklarına değdirir.
Tatma: Dilinin ucuyla dokunur, küçük bir ısırık alır ve isterse ağzından çıkarabilir.
Yeme: Çiğner, yutar ve besini zamanla düzenli olarak tüketmeye başlar.
Her basamak kendi içinde daha küçük adımlara bölünür ve çocuğun ilerleme hızına saygı gösterilir. Seanslarda çocuk zorlanmaz, yemeye ikna edilmeye çalışılmaz; besini ağzından çıkarmasına izin verilir. Bu güven ortamı, yeni besinlere karşı duyduğu kaygının azalmasına yardımcı olur.
Hangi durumlarda önce çocuk doktoruna başvurmak gerekir?
Yeme sorunlarının bir kısmının altında tıbbi nedenler olabileceği için beslenme terapisinden önce ya da terapiyle eş zamanlı olarak çocuğunuzun çocuk doktoru tarafından değerlendirilmesi gerekir. Aşağıdaki durumlarda öncelikle hekiminize başvurun:
Kilo alamama, kilo kaybı ya da büyüme eğrisinde duraklama,
Sık kusma, yemek sonrası huzursuzluk veya reflü düşündüren belirtiler,
Belirli besinlerden sonra döküntü, karın ağrısı ya da ishal gibi alerji olabilecek tepkiler,
Yemek sırasında sık öksürme, boğulur gibi olma ya da yutkunurken zorlanma,
Uzun süren kabızlık.
Reflü ya da besin alerjisi gibi tıbbi durumlar ağrı ve rahatsızlık yaratarak çocuğun yemekten kaçınmasına yol açabilir; tıbbi neden ele alınmadan yapılan çalışmalar yeterli olmayabilir. Büyüme takibi de çocuk doktorunuzun sorumluluğundadır. Yeme davranışının yoğun kaygıyla birlikte seyrettiği durumlarda çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi gerekebilir; örneğin DSM-5'te yer alan kaçıngan/kısıtlı yiyecek alımı bozukluğu (ARFID) tanısını yalnız hekim koyabilir.
Çiğneme güçlüğü ve oral motor beceriler nasıl desteklenir?
Çiğneme güçlüğü, dudak, dil, çene ve yanak kaslarının yemek sırasında uyum içinde çalışmasını sağlayan oral motor becerilerin oyun içinde, kademeli olarak güçlendirilmesiyle desteklenir. Lokmayı ağızda bir yandan diğerine taşımak, dişlerin üzerine yerleştirmek ve yutmaya hazır hâle getirmek bu becerilere bağlıdır. Bu alanda zorlanan çocuklar çoğu zaman püre ya da kolay eriyen besinleri tercih eder, sert veya karışık dokulardan kaçınır, lokmayı ağzında uzun süre tutar.
Seanslarda farklı sertlikteki besinlerle ısırma ve çiğneme deneyimi, dil hareketlerini destekleyen oyunlar ve dokuların kademeli olarak çeşitlendirilmesi gibi çalışmalar, çocuğun hazır olduğu ölçüde yapılır. Yemeğe ilişkin duyusal hassasiyet belirginse çalışmalar duyu bütünleme terapisi ile birlikte planlanabilir. Konuşma ya da dil gelişimiyle ilgili ek bir ihtiyaç görülürse dil ve konuşma terapisi ekibimizle iş birliği yapılır.
Merkezimizde beslenme terapisi süreci nasıl ilerler?
Beslenme terapisi, Bakırköy'deki merkezimizde dört aşamalı danışmanlık modelimize göre yürütülür:
Başvuru ve ilk görüşme: Çocuğunuzun beslenme öyküsünü, kabul ettiği ve reddettiği besinleri, yemek saatlerinde yaşananları ve varsa tıbbi geçmişini dinliyoruz. Oral motor beceriler ve yemeğe karşı duyusal tepkiler gözlemle değerlendirilir.
Bireyselleştirilmiş planlama: Bulgulara göre küçük ve ulaşılabilir hedefler belirliyoruz; örneğin yeni bir besinin tabakta durmasına alışmak ya da yumuşak bir katı gıdayı çiğnemeyi denemek.
Terapi sürecinin başlatılması: Seanslarda SOS basamakları oyunla çalışılır. Seans sıklığı ve süresi ilk değerlendirmede, çocuğun ihtiyacına göre planlanır.
İlerleme takibi ve değerlendirme: Kabul edilen besinlerdeki değişimi ve yemek saatlerinin atmosferini sizinle birlikte izliyor, gerektiğinde planı güncelliyoruz.
Yeme güçlüğü olan çocukların bir kısmına duyusal hassasiyet de eşlik edebilir; bu konuyu duyusal hassasiyet yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Evde yemek saatlerinde neler yapabilirsiniz?
Ailenin rolü beslenme terapisinde belirleyicidir; çünkü çocuk öğünlerinin büyük çoğunluğunu evde yer. Seanslarda öğrenilen adımların evde sakin bir ortamda tekrarlanması süreci destekler. Uzmanımızın sizinle birlikte uyarlayacağı genel ilkeler şunlardır:
Öğün ve ara öğün saatlerini düzenli tutun; gün boyu atıştırma yerine belirli zamanlar belirleyin.
Mümkün olduğunca aynı masada birlikte yiyin; çocuklar başkalarını izleyerek öğrenir.
Tabağa, çocuğunuzun kabul ettiği en az bir besinin yanında çok küçük miktarda yeni bir besin koyun.
“Bir lokma daha” pazarlıklarından, zorlamadan ve tatlıyı ödül olarak kullanmaktan kaçının.
Yemek hazırlığına katılmasına izin verin; sebze yıkamak ya da hamur yoğurmak da bir etkileşim basamağıdır.
Yemek sırasında ekranı kapatın; dikkatin besine ve birlikteliğe yönelmesini sağlayın.
Çocuğunuzu başkalarının yanında “seçici” ya da “hiç yemiyor” diye etiketlemeyin.
Yemek saatleri ailede yoğun bir gerginliğe dönüştüyse kendinizi suçlamayın; bu, pek çok ailenin yaşadığı bir durumdur. Gerektiğinde ebeveyn danışmanlığı ile bu süreçte size de destek oluyoruz.
Ne zaman beslenme terapisine başvurmalısınız?
Seçicilik aylardır sürüyor ve giderek artıyorsa ya da yemek saatleri aile yaşamını belirgin biçimde zorluyorsa bir değerlendirme yararlı olur. Özellikle şu işaretlere dikkat edin:
Çocuğunuzun kabul ettiği besin listesi giderek kısalıyorsa,
Yeni bir besin gördüğünde ağlama, öğürme ya da kusma oluyorsa,
Yaşıtları katı gıdaları çiğnerken o hâlâ püre ya da çok yumuşak besinleri tercih ediyorsa,
Bütün bir besin grubunu, örneğin tüm sebzeleri ya da tüm meyveleri reddediyorsa,
Okulda, ziyaretlerde ya da tatilde beslenme ciddi bir kaygı kaynağı oluyorsa.
Bu işaretler tek başına bir tanı anlamına gelmez; ancak erken başlanan destek, yemekle ilgili olumsuz deneyimlerin birikmesini önlemeye yardımcı olabilir. Tıbbi bir şüpheniz varsa önce çocuk doktorunuzla görüşün; ardından Bakırköy'deki merkezimizde ilk görüşmeyle süreci birlikte planlayabiliriz.
Sık sorulan sorular
Beslenme terapisi diyetisyenlik hizmeti midir?
Hayır, beslenme terapisi bir diyetisyenlik hizmeti değildir ve merkezimizde menü, diyet listesi ya da kalori planı hazırlanmaz. Beslenme terapisi çocuğun yemekle ilişkisini, oral motor becerilerini ve yemeğe karşı duyusal tepkilerini destekler. Beslenme içeriğiyle ilgili sorularınız için çocuk doktorunuza ya da bir diyetisyene başvurabilirsiniz.
Çocuğumu yemek yemeye zorlamalı mıyım?
Hayır, zorlamak genellikle ters etki yaratır. Baskı, yemekle ilgili kaygıyı artırabilir ve çocuğun yeni besinlerden daha fazla kaçınmasına yol açabilir. SOS Beslenme Yaklaşımı'nda çocuğun kendi hızında, güvende hissederek ilerlemesi esas alınır.
Beslenme terapisi hangi yaş aralığında uygulanır?
Merkezimizde beslenme terapisi 0–18 yaş aralığındaki çocuk ve gençlere uygulanır. Ek gıdaya ve katı besinlere geçişte zorlanan bebekler de, uzun süredir dar bir besin listesiyle beslenen okul çağındaki çocuklar ve ergenler de değerlendirmeye alınabilir.
SOS yaklaşımında çocuklar neden yemekle oynuyor?
Çünkü SOS Beslenme Yaklaşımı'nda yemekle oynamak öğrenmenin bir parçasıdır. Çocuk bir besine dokunmadan, onu koklamadan ve ellerinde tanımadan ağzına almaya genellikle hazır olmaz. Oyun, yeni besini tehdit olmaktan çıkarır ve tatma basamağına geçişi kolaylaştırır.
Beslenme terapisi ne kadar sürer?
Beslenme terapisinin süresi çocuğun ihtiyacına, eşlik eden duyusal ya da oral motor zorluklara ve ilerleme hızına göre değişir; baştan bir süre belirtmek mümkün değildir. Seans sıklığı ve süresi ilk değerlendirmede planlanır, ilerleme düzenli aralıklarla sizinle birlikte değerlendirilir.
Seçici yeme otizm belirtisi midir?
Seçici yeme tek başına otizm belirtisi değildir; birçok çocukta gelişimin olağan bir dönemi olarak görülür. Otizm spektrumundaki bazı çocuklarda duyusal farklılıklara bağlı olarak yeme seçiciliği daha belirgin olabilir. Tanı yalnız hekim değerlendirmesiyle konur; endişeniz varsa bir çocuk ve ergen psikiyatristine danışabilirsiniz.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; bir uzmanın değerlendirmesinin yerine geçmez. Acil durumlarda 112'yi arayın.